Gündelik Hayat ile Bilmediğiniz Herşey...

ilginç Bilgiler, fotoğraflar, zeka oyunları, bilim adamları ve daha pek çok sey...

GÜNLÜK HAYATTA

9/2/2008

Nasıl oluyor da sabun ile vücudumuzdaki ve giysilerimizdeki kiri temizleyebiliyoruz?Bir fikriniz var mı?

Dondurucudan çıkarılan büyük buz kalıplarından duman çıkıyormuş gibi göründüğünü fark ettiniz mi?Bu duman neden ve nasıl oluşmaktatır?

Yumuşak, çamurlu tarlada koca traktör rahatça gezinirken yere basan çiftçi dizine kadar çamura batar.neden?

Bir dağa çıktıysanız orada havanın daha soğuk ama güneşin de daha yakıcı olduğunu fark etmişsinizdir.(Dağda esmerleşmek daha kolaydır)Nasıl oluyor da yüksek rakımlı yerler, Güneş’e binlerce metre daha yakın oldukları halde, deniz seviyesindeki yerlere göre daha soğuk oluyorlar?

İnsanlar neden horlar?

 

Sis lambaları genellikle sarı olur. Neden?

 

GÜNLÜK HAYATTA(CEVAPLARI)

1)İki tür kir zerreciği vardır.Yağlı ve yüklü olanlar.Sadece su ile yıkayarak onlardan kurtulamayız çünkü vücudumuza ve giysilerimize tutunma eğilimindedirler.Tabii işleri daha da zorlaştıran bir şey vardır ki yağ su ile karışmaz.Sabun moleküllerinin kendilerine has bir özelliği vardır.Bu moleküller yağlı veya yüklü kir parçacıklarına yapışırlar.Giysiler bu aşamada su ile durulandıklarında sabun ve beraberindeki kir çıkmış olur.

 

2)Dondurucudan çıkarılan buz kalıplarından dumanlar çıkar.Bu dumanlar herhangi bir gaz yüzünden oluşmazlar;sadece buzu çevreleyen serin havada yoğunlaşan su buharıdır.Buzun etrafındaki hava aşırı soğuk hale geldiğinde, havanın içinde bulunan su buharının bir kısmı yoğunlaşarak minik su damlacıkları oluşturur.Yoğunlaşmış buhar hava akımı yüzünden hareket ettiğinde de sanki duman çıkıyormuş gibi görünür.

 

3)Cevap ağırlık ile basınç arasındaki farkta yatar.Traktör çiftçiden çok daha ağırdır.Ancak traktörün ağırlığı daha büyük bir taban ağırlığına yayılmaktatır.Sonuçta taban alanının her bir santimetrekaresi tarafından taşınan yük (yani basınç) çok düşüktür.Diğer taraftan çiftçinin ağırlığı çok daha küçük bir alan üzerinde yoğunlaşmıştır.Bu da basıncın çok daha büyük olmasına yol açmaktatır.Bir nesne daha ağır olduğu için değil birim alana daha yüksek basınç uyguladığı için dibe batar.

 

4) Yükseğe çıkıldıkça sıcaklığın düşmesi iki etkene bağlıdır:

(a)Hava Güneş’ten gelen bütün zararlı ışınları soğurduğu halde Güneş’in ısısını pek soğuramaz.Güneş ısısını soğuran bu ısıyı konveksiyon (taşınım)yoluyla bitişik hava tabakalarına ileten Dünya’nın yüzeyidir.

(b)Normalde, yere yakın bir yerde ısınan bu havanın soğuk tabakaların üzerine kadar yükselmesi beklenir.Ancak sıcak hava yükseldikçe daha soğuk ve daha az yoğun katmanlarla karşılaşırve soğur.Sıcak hava, daha pek yol alamamışken kendisiyle aynı sıcaklıkta bir katmanla karşılaşarak durur;böylece üstteki daha soğuk katmanların altına sıkışmış olur.Sonuçta daha sıcak katmanların yeryüzüne daha yakın yerlerde hapsolduğu

bir tür denge oluşur.Tabii ki bu dikey dağılım günden güne ve yıldan yıla değişmektedir.

 

5)Ağzımızın arka kısmında sarkık duran yumuşak bir et parçası vardır.Kişi sırtüstü ve ağzı açık bir şekilde uyuyorsa, derin nefes aldığında bu et parçası öne arkaya doğru hareket eder.Horultunun nedeni budur.Horlama genellikle horlayan kişinin ağzının kapatılmasıyla ve yan dönmesinin sağlanmasıyla engellenebilir.

 

6)Bir sis lambası hem sisi delip geçebilmeli hem de kullanıcının önünü aydınlatabilmelidir.Kırmızı ışık sisi en rahat geçen ışıktır;Çünkü(beyazı oluşturan renkler arasındadır.sis parçacıkları tarafından en az saçılıma uğratılan renkteki ışık odur.Uzak uyarı işaretlerinin kırmızı olmasının nedeni de budur.Ancak kırmızı aydınlatma bakımından zayıftır.Bir sürücü hem uyarı işaretlerini hem de ilerlediği yolu görebilmektedir.Evrim süreci içinde oluşmuşolsa gerek ki insan gözünün en duyarlı olduğu ışık güneş ışığı içinde en bol miktarda bulunan sarı ışıktır.Sarı ışık sisi delme konusunda kırmızı ışıktan pek de aşağı değildir;üstelik bize gereken uzağa gidebilme ve aydınlatma özelliklerinin optimum bileşimine sahiptir.

     11 Eylül 2001 tarihinde Amerika'da ikiz kulelere çarpan uçaklardan bir tanesinin uçuş numarası Q33 NY imiş. Peki bu ne anlama geliyor. Airport Haber bir sırrı ortaya çıkartıyor. İşte inanılmaz tesadüf?
Belki çoğunuz bundan haberdarsınız... 11 Eylül olaylarında ikiz kulelere çarpan uçaklardan birinin uçuş numarası Q33 NY imiş.
Simdi bir Word belgesi açıyorsunuz; bu rakam ve harften oluşan uçuş numarasını yazıyorsunuz. Daha sonra bu yazıyı karakter büyüklüğünü 72 (en büyük) yapıyorsunuz. Yazı karakterini de "Wingdins" olarak ayarlıyorsunuz. SASIRACAKSINIZ...

8/2/2008

-Yunuslar gözleri açık uyurlar zaman zeki ve kuvvetli olacaklarına inanmışımdır.) Termitler (beyaz karıncalar) kendi boylarının 200 katı buyuklugunde yuvalar insa ederler ama hepsi kördur.
• Bir agac kutugunden 7,5 Milyon kürdan üretilebiliyormus.
• Insanin burnu ve kulaklari omrunun sonuna dek buyumeye devam ediyormus.
• 1830'a kadar domates'in zehirli oldugu saniliyormus.
• Insan beyninin kapasitesi 110-120 GB'mis.
• Bugun yasayan insanlarin sayisi, ölmüs olan bütün insanlardan fazlaymis.
• Normal bir kadin gunde 7 bin, normal bir erkek ise gunde 2 bin kelimeyle konusuyormus. (Ne anlarsaniz)
• Lasvegas'taki gazinolarda saat bulunmazmis.
• Aynada kendini tanıyabilen tek hayvan şempanzeymis.
• 1992'de satisa sunulan, Hummer'larin ilk musterisi Arnold Schwarzenegger'mis.
• Muz yediyseniz, sivrisineklerin sizi isirma ihtimali, muz yemeyenlere gore daha fazlaymis.
• Isvicre'de saat 22:00'dan sonra sifon cekmek yasakmis.
• Bir insan kaslarini catmak icin 43 kasını calistirmasi gerekirken, gulmek icin bunlardan yanlizca 17 tanesini calistirmasi yetiyormus.
• Eifel Kulesi, yazlari gunesin isisiyla 15cm uzuyor, kislari ise eski haline donuyormus.
• 5 Erkekten yanlizca ikisi eslerine her gun "Seni seviyorum" diyormus.
• Patlamis misir 1920'lerde cok gurultuye neden oldugu icin bircok sinemada yasaklanmis.
• Bir atin cinsiyetini dis sayisindan anlayaniliyormussunuz, misal 40 disi varsa erkek, 36 disi varsa disi oluyormus
• 1991 Yillarinda, Gallup'un yaptigi arastirmaya gore, Amerikalilarin %49'u, Beyaz ekmeğin bugdaydan yapildigini bilmiyorlarmis

8/2/2008

      Yetişkin bir ayı, bir at kadar hızlı koşabilir.

      • Bir timsahın gözlerinin arasındaki mesafe, ayaklarının büyüklüğüne eşit.

      • Pırlanta hariç tüm değerli taşlar birkaç elementten oluşur.

      • Bukalemunların dilleri, vücutlarından iki kat daha uzun olur.

      • Üzerinde barkodu olan ilk ürün 'Wrigleys' marka bir sakızdı.

      • Kereviz yerken harcadığınız kalori, kerevizin içinde bulunan kaloriden daha fazla oluyor.

      • Aslanlar 1 günde 50 kez çiftleşebilir.

      • İnsan elinde, baş parmak tırnağı en yavaş uzayandır. En hızlı uzayan tırnak ise orta parmağınkidir.

      • Hawaii dilinde sadece 12 harf var.

      • Kanada, Kızılderili dilinde 'büyük köy' anlamına geliyor.

      • Sahra Çölü'ndeki Tidikelt Kasabası'na on yıl boyunca yağmur yağmadı.

      • Dünyadaki ilk telefon rehberinde sadece elli isim yer almıştı. Rehber, 1878 yılının şubat ayında ABD'nin Connecticut New Haven Eyaleti'nde yayınlanmıştı.

      • ABD'de, yaşları 20 ile 29 arasında olan siyah erkeklerin üçte biri ya hapiste ya da gözaltında tutuluyor.

      • Ortalama bir erkek, hayatı boyunca 3 bin 350 saatini sadece sakal tıraşı olmak için harcıyor.

      • Beethoven beste yapmadan önce kafasını banyoda soğuk suya sokardı.

      • Kaptan Cook, Antarktika hariç bütün kıtalara ayak basan ilk insan unvanını elinde taşıyor.

      • Günışığından daha fazla yararlanmak için yaz saati uygulamasını elektriği bulan ABD'li bilim adamı Benjamin Franklin başlatmıştı.

      • Okyanusun en derin yerinde, demir bir topun dibe çökmesi için en az 1 saat beklemek gerekir.

      • İngiliz yazar Charles Dickens, uykusuzluk hastalığına yakalanmıştı. Ünlü yazar sadece yüzünü kuzeye dönerse uyuyabileceğine inanıyordu.

      • Bugüne kadar en büyük dalga, 1971 yılında Japonya'nın Ishigaki Adası'nda kaydedildi. Dalganın boyun yaklaşık 85 metreydi.

      • Rusya'da doğudan batıya doğru seyahat edilirse, yedi saat kuşağı geçilir.

      • Dünyada her dakika iki tane düşük şiddette deprem oluyor.

      • Hindistan'da 2005'te dünyaya gelen bebek sayısı, Avustralya kıtasının toplam nüfusundan fazladır.

      • Rusya'nın dörtte birlik alanı sadece sık ormanlarla kaplı.

       

      Bir karınca kendi ağırlığının 50 katı ağırlığı kaldırabilir.(Karıncadan alınacak çok ders var)

      Arılar yarım kilo bal yapabilmek için iki milyondan fazla çiçekten bitki özü toplamak zorunda.

      Hamamböcekleri, yaklaşık olarak 250 milyon yıldır var oldukları halde hiçbir değişime uğramamışlardır.

      Bir Mayıs sineğinin ömrü sadece birkaç saattir. ( Ya bizim ömrümüz, çok mu yaşayacağız zannederiz?)

      Kangurular geri geri yürüyemezler.

      Dünyada insan başına düşen karınca sayısı bir milyondur.

      Filler, zıplamayan tek memeli hayvandır. (Bi de onlar zıplasaydı, daha çok sallanırdı dünyamız)

      Bir inek, hayatı boyunca yaklaşık 200 bin bardak süt üretir. (Doğal süt fabrikası maşallah)

      Erkek penguenler kuluçkaya yattığı 4 ay boyunca hiçbir şey yemez.
      ( Babalara duyurulur)

      Bir pire, kendi büyüklüğünün 150 kat yüksekliğine zıplayabilir. Bu oranı tutturmak için insanın yaklaşık 30 metre zıplaması gerekir.( Bence hiç denemeyin)

      On gramlık bir sümüklü böcek, bir kilogramlık yükü çekebilir.(Sümüklü çocukların heryataktan düşerek ölme olasılıgı iki milyonda birdir

      -norveç in kuzeyinde her yaz 14 hafta gece gündüz güneşli gecer

      -Albert Einstein dokuz yasına kadar düzgün konuşamamıştır

      -bir köpek balıgı 100 milyom damla deniz suyu içerisinden bir damla kanı hissedebilir

      -her insanın dilinin izi parmak izi gib farklıdır

      -ketcap 1830 lu yıllarda ilaç olarak satılıyordu

      -kaydedilen en uzun tavuk uçusu 13 saniyedir

      -develerin 3 kaşı vardır

      -atlar bir ay ayakta kalabilirler

MUTFAKTAKİ FİZİK

1)Bazıları porselen fincanlara çay doldurmadan önce fincana metal bir kaşık koyarlar.Niye?

Hangisi daha zor kırılır,ince bir fincan mı yoksa kalın bir fincan mı?

2)Niye bazı çaydanlıkların kapağında küçük bir delik vardır?

3)Ocağı yaktığımızda neden tüpün içindeki gaz da alev almıyor?

4)Elmanın bir parçasını kesip gerisini bıraktığımızda,kesik yüzey bir süre sonra neden kahverengileşir?

 

MUTFAKTAKİ FİZİK(CEVAPLARI)

1)Metal kaşık konulmasının nedeni metalin ısı iletiminin yüksek oluşuyla ilgilidir.Fincana sıcak çay koyulurken, fincanın önce iç yüzeyi ısınır,dış yüzey sıcaklıktan daha geç etkilenir.Isının bu eşit olmayan dağılımı, fincanın bütününde eşit olmayan bir genişlemeye ve dolayısıyla çatlaklara yol açar.dolayısıyla kalın kenarlı bir fincan ince kenarlıdan daha kolay kırılır.

 

2)Sıcak suyla dolu ve kapağı kapalı bir çaydanlığın içindeki buhar zamanla soğumaya başlar ve yoğunlaşır;bu da çaydanlığın içerisinde kısmi bir vakum oluşmasına neden olur.Bu durumda da hava basıncının kapak üzerinde yaptığı baskı sonucu kapağı açmak zor hale gelir.Ancak kapakta havanın geçebileceği bir delik olduğunda dış ve iç basınç arasında böyle bir fark oluşmaz.

 

3)Ocağın deliklerinden çıkmakta olan gaz, havayla dolayısıyla oksijenle çevrilir ancak kendi kendine alev almaz.Gazın yanması için sıcaklığın tutuşma derecesine kadar çıkarılması gerekir ki bu iş için genellikle çakmak kullanırız.Ancak alev tüpe kadar ilerleyemez çünkü gaz, tüpün içinde yüksek basınç altında sıvı olarak depolanmıştır.Bu basınç hava basıncından daha yüksek olduğundan, havadaki oksijenin borunun içinden geçip tüpün içine girmesini engeller.Üstelik doymuş buhar ilkesi gereğince, tüpün içindeki gazın tamamı kullanılana kadar basınç aynı seviyede kalır.Ayrıca önlem olarak bazı tüplerin ağzında ısıyı hızlı iletebilen ve içerideki gazın tutuşma derecesine kadar ısınmasını engelleyen metal bir halka bulunur.

 

4)Elmada tanik asit vardır.elmanın kesik yüzeyi hava ile temas ettiğinde tanik asit havadaki oksijenle tepkimeye(oksitlenme) ve kahverengimsi renkli polifenollerin oluşmasına neden olur.Elmanın kararması kesik yüzeye limon suyu sürülerek engellenebilir.tanik asidin üzerine sürülen sitrik asit oksitlenmeyi önler